Ana içeriğe atla

Mimarlık San’atın Zirvesidir…

Işık Vurduğunda Anlarsın

Mimarlık yeryüzündeki sanatın zirvesidir derken abartı yapmıyorum. Resim duvara asılır. Heykel meydana konur. Müzik havada asılı kalır. Mimarlık ise hepsini alır ve insanın içinde yaşayabileceği bir hakikate dönüştürür. Oranında müzik vardır. Işığında resim. Taşında heykel. Planında şiir.

Işık En Eski Malzeme

Bana zirveyi hatırlatan şey ışık. Malzeme listesine sonradan eklenen bir süs değil. En eski malzeme. Işık olmadan oran okunmaz. Malzeme konuşmaz. Mekan zaman tutmaz. Işık saati ve mevsimi içeri taşır.

Keskin Işık

Yumuşak ışık her şeyi güzelleştirir. Keskin ışık her şeyi ortaya çıkarır. Derzi saklayamazsın. Birleşimi gizleyemezsin. Teraziyi düzeltemeden geçemezsin. O yüzden keskin ışığı sevmek netliği sevmektir. Gölgeyi bıçak gibi keser. Duvara vurur. Zemine düşer. Sabah başka bir mekan çizer. Öğlen başka.

Bu ışık affetmez ama dürüsttür. Ne yaptıysan onu gösterir.

Mekan ve Kalp

Sonunda anladım. Işığın mekanı aydınlatması yetmiyor. Aynı anda kalbi de aydınlatması gerekiyor. Yoksa mekan sadece duvar olarak kalıyor. Kalp aydınlanmadan mekan ısınmıyor.

O an gelince insan ister istemez fısıldıyor. MaşaAllahu la kuvvete illa billah. Kuvvetin ve güzelliğin sahibini hatırlamak. En iddialı kesitte bile. En keskin ışıkta bile. Işık kendinden değil. Işığı veren var.

Mimarlık bu yüzden zirve. Çünkü bir çizgi ile hem mekanı hem kalbi aynı anda aydınlatma ihtimali taşıyor.

Yorumlar