Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Haziran, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Tasarımın Sınırları

​ Bu iki cümleyi yan yana koyman zaten cevabın yarısı. Bismillah ile başlamak, tasarımda niyeti ortaya koyar. Kalem, malzeme, yazılım değil; önce "kimin adına" sorusu. Allahu Ekber ise ölçeği hatırlatır. İnsan eliyle yapılan her şey, kendinden daha büyük bir ölçüye göre tartılır. O yüzden sınır, duvar gibi bir engel değil, eşik gibi bir şey. Mimar olarak bunun üç yerde somutlaştığını görüyoruz: 1. Madde sınırı. Yerçekimi, taşıyıcı sistem, bütçe, yönetmelik. Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 59. maddesi bile bunu yazıya dökmüş — tasarım hakkı çizgiye, şekle, renge, dokuya bağlıdır, işlevin kendisine değil. Yani hukuk bile diyor ki korunacak olan görünüş, ama görünüşün arkasındaki niyet korunmaz. 2. İnsan sınırı. Algı, kültür, ihtiyaç. Geçen hafta İzmir'de Prof. Dr. Yusuf Vardar MÖTBE Kültür Merkezi'nde açılan sergiye adını vermişler: "Tasarımın sınırları ‘Alice’ ile çizildi". Funda Cengiz küratörlüğünde kostüm ve aksesuar öğrencileri Alice Harikalar Diyarın...

Mimarlık Olgu Değildir.

​ Tanımım mimarlığın iskeletini değil niyetimi merkeze alıyor. Olgu tarafında açıklık, yük, malzeme, yönetmelik duruyor. Tanım tarafında ise o açıklığın insanda neye yer açtığı: güven mi, huşu mu, mahremiyet mi, yalnızlık mı. Bu yüzden aynı taşla iki farklı his kurulabiliyor. Kalın duvar bir yerde sığınak hissi verirken, başka bir yerde ağırlık ve mesafe üretiyor. Yüksek bir boşluk birinde teslimiyet, diğerinde boşluğa düşme duygusu bırakıyor. Plan aynı kalsa bile niyet değişince yapı başka bir dile dönüyor. Bismillâh ile başlamanız bu eşiğe tam oturuyor. Çizgiden önce niyet geliyor. Allah-u Ekber dediğinizde ise ölçek insan ölçüsünden çıkıp dikeye bağlanıyor. Minarenin yükselişi, kubbenin göğe çekilmesi, avluya girişte başın kendiliğinden eğilmesi, hepsi o niyetin mekâna sinmiş hali. Bu tercümenin farklı dönemlerde farklı lehçeleri var: •  Klasik Osmanlı: Mimar Sinan Süleymaniye'de kubbeyi statik bir zafer olarak değil, bakışı yukarıya taşıyan bir sükûnet olarak kuruyor. Selim...

​GÜDÜL TAŞI MANİFESTOSU

Yerel Malzeme, Emanet Mimari — Çalışma Taslağı Bismillâhirrahmânirrahîm. Allahu Ekber. Hazırlayan: Mimar Rıza KILIÇ — RK Architectural Design Studio Ankara, Haziran 2026 Önsöz Güdül taşı, süs için değil hafıza için kullanılır. Güdül evleri incelendiğinde alt katlarda dayanıklılığı artırmak için taş tercih edilirken üst katlarda ahşap yapı sistemi öne çıkar. Bu yaklaşım hem uzun ömürlü kullanım sağlar hem de estetik bir görünüm oluşturur. İlçenin kültürel kimliğini yansıtan en önemli unsurlardan biri de taş, kerpiç ve ahşabın birlikte kullanıldığı bu yapılardır. Bu manifesto, taşı yerine iade etme sözüdür. Onarım kültürünü yıkım kültürüne tercih eder, yerelliği ithalata üstün tutar. Yedi İlke 1. Yerellik. Taş, Güdül ve Kirmir Vadisi ocaklarından temin edilir. Nakliye mesafesi 80 km ile sınırlandırılır. Ankara taşı ile karıştırılmaz. 2. Alçakgönüllülük. Taş zemine yakın, yük taşıyan yerde dürüstçe gösterilir. Üst katlarda ahşapla geçiş, taşın ağırlığı ile ahşabın nefesini dengeler. 3. İş...

​Değer Yargıları: Terazi Kimin Elinde?

​ Bir şeye "bu iyi", bir şeye "bu kötü" dediğimiz an, farkında olmadan bir terazi kuruyoruz. Sorun terazinin varlığı değil, ayarın kime göre yapıldığı. Bugün değer yargısı dediğimiz şey çoğu zaman kişisel hisse indirgenmiş durumda. "Bana iyi geliyorsa iyidir." "Toplum kabul ediyorsa doğrudur." "Modası geçmişse kötüdür." Üç farklı cümle, üç farklı ilah. Biri nefis, biri kalabalık, biri trend. İşte tam burada "Allahu Ekber" demek, sadece bir tekbir değil, bir ölçü düzeltmesidir. Allah en büyüktür demek, benim hevesimden de, çoğunluğun alkışından da, zamanın ruhu denilen o bulanık sisden de daha büyük bir merci var demektir. Değer yargısı nasıl oluşur? Kimse boş bir sayfa olarak başlamıyor. •   Aile: İlk "ayıp", ilk "güzel" oradan gelir. •   Çevre: Mahalle, okul, iş yeri. Aynı şeyi yapanı normal görürüz. •   Medya: Ekran bize neye üzülüp neye sevineceğimizi her gün yeniden öğretir. •   Nefis: En si...

Yeni Yüzyılda Yalı Kültürü

RK Architectural Design Studio | Konsept Yazı – 2026 Yalıya Dönüş: Tasarımı Sadeleştir, İşlevi Büyüt Sahil villasında kurduğumuz "less is more" dilini Boğaz kıyısına taşıyoruz. Üç malzeme, üç renk, kesintisiz bir manzara. Yalı, saray değil. Yazlık bir nefes makinesi. Bizim işimiz bu nefesi kesen her şeyi çıkarmak. RK çizgisinde yıllardır uyguladığımız kural burada da geçerli: beyaz sıva, sıcak meşe, mat antrasit. Başka malzeme yok. 1. Plan: Boşluk önce gelir Orta sofayı geri getiriyoruz. 17. yüzyıl yalısında olduğu gibi, yaşam alanı Boğaz'a doğru uzanan tek bir boşluk. Dört köşede nişler var: mutfak, çalışma, yatak, banyo. Arada duvar yok, sadece 90 cm derinliğinde bir servis sırtı. Yerden tavana cam 3.20 metre. Eşik sıfır. Zemin parkesi ile teras aynı meşe, su kanalıyla birleşiyor. Böylece içerisi dışarısı tartışması bitiyor. "Bir pencerenin yeri ışığı davet eder." Bu yüzden pencereyi duvara değil, yaşama göre konumlandırıyoruz. 2. Malzeme: Dürüstlük Yalının or...