Ana içeriğe atla

Kayıtlar

TaşAhşap etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bir Toplumu Yok Etmek İstiyorsanız, Mimarlığı Değersizleştirin…

Bir toplumu yok etmenin en kısa yolu, ona ait olduğu yeri hatırlatan her şeyi susturmaktır. Ve bunu yapmanın en kestirme yolu bomba değildir; mimarlığı bir “süsleme” işine, mimarı da yalnızca imza atan bir teknisyene indirgemektir. Yıkımın İki Hızı Yıkımın hızlısını herkes tanır. Bir gecede silinen mahalleler, ateşe verilen köprüler, enkaza dönen çarşılar. Görünürdür, haber olur, tepki toplar. Ama asıl kalıcı olan, yavaş yıkımdır. Mimarlık ücretinin gereksiz bir masraf sayıldığı, imar kararlarının mekân kalitesi değil hız ve kâr üzerine kurulduğu, “herkes ev tasarlayabilir” denildiği an başlar. Her adım küçük bir taviz gibi görünür. Ama elli yıl sonra geriye kalan, birbirinin aynı, kimliksiz şehirlerdir — nerede olduğunuzu pencereden değil, tabeladan anladığınız yerler. Mostar: Bombanın Hedefi Taş Değildi 1993’te Hırvat topçusu, Mostar’daki tarihi köprüyü günlerce ateş altında tuttu. Köprünün şehrin savunmasında hiçbir stratejik değeri yoktu. Dört yüz yıldır iki yakayı, iki topluluğu b...

​Bir Mimar Sizi Rezil de Eder, Vezir de…

Eskilerin bir sözü vardır: “Ya rezil eder ya vezir eder.” Ortası yoktur bu sözün; ya en tepeye çıkarır ya da adınızı lekeler. İlginçtir ki mimarlık kadar bu söze yakışan başka az meslek vardır. Çünkü bir mimarın çizdiği her çizgi, seçtiği her malzeme, açtığı ya da kapattığı her pencere; bir gün sizin hayatınızın parçası olacaktır. İyi bir tasarım o hayatı kolaylaştırır, kötüsü ise her sabah kapıdan girerken içinizi sıkar. Tarih Bunu Zaten Biliyordu Bu, yeni keşfedilmiş bir gerçek değil. Antik Mezopotamya’nın hukuk metinlerinde, inşa ettiği ev çöken ve ev sahibinin ölümüne yol açan bir yapı ustasının bundan hayatıyla sorumlu tutulacağı yazılıydı. Ağır bir hüküm gibi görünse de, aslında mesleğin binlerce yıl önce bile taşıdığı sorumluluğun ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. Öte yandan, aynı coğrafyanın çok daha yakın bir tarihinde Mimar Sinan, elli yıla yakın bir süre boyunca üç padişaha baş mimarbaşılık yaptı; yüzlerce yapıya imzasını attı ve bugün hâlâ İstanbul ile Edirne’nin silüetin...

​Mimarla Çalışmaya Başlamadan Önce Bilmeniz Gereken 5 Şey…

Yeni bir yapı ya da mekân tasarımı sürecine adım atmak heyecan vericidir. Ancak bu heyecanın sağlıklı bir işbirliğine dönüşmesi, sürecin başında doğru soruları sormaktan ve netlik sağlamaktan geçer. İşte bir mimarla çalışmaya başlamadan önce bilmeniz gereken beş temel konu. 1. Bütçenizi ve İhtiyaçlarınızı Netleştirin İlk görüşmeye gitmeden önce toplam bütçenizi (proje bedeli + uygulama maliyeti dahil) olabildiğince net belirleyin. Mimarınız, elindeki bütçeye göre gerçekçi ve uygulanabilir bir tasarım önerebilmek için bu bilgiye ihtiyaç duyar. Aynı şekilde metrekare, oda sayısı ve kullanım amacınızı yazılı hale getirmeniz, ilk toplantıyı çok daha verimli kılar. 2. Ücretlendirme Nasıl İşler? Mimarlık hizmet bedeli genellikle toplam inşaat maliyetinin belirli bir yüzdesi ya da metrekare başına sabit bir ücret üzerinden hesaplanır. Sözleşme imzalamadan önce avan proje, uygulama projesi, 3D görselleştirme ve şantiye takibi gibi hizmetlerden hangilerinin bu ücrete dahil olduğunu mutlaka netl...

​RK Architectural Design Studio - Manifesto

Biz mimarlığın süs olduğuna inanmıyoruz. Mimarlık, hayatın kendisini taşıyan altyapıdır. Sabah ışığının mutfağa nasıl düştüğü, bir kapının sessizce kapanışı, ayakkabının çıkarıldığı o küçük eşik. Hayat bu küçük ritüellerden ibarettir. Biz o ritüelleri yoğunlaştırmak için tasarlarız. 1. Normal olanı özel kılarız. Gösterişli olana değil, doğru olana çalışırız. Lüks malzeme değil, doğru malzeme. Büyük metrekare değil, doğru oran. 2. Işık bir malzemedir. Beton kadar, ahşap kadar gerçektir. Önce ışığı çizeriz, sonra duvarı. 3. Az, eksik demek değildir. Az, karar verilmiş demektir. Her çizginin bir nedeni olmalı. Nedeni olmayan çizgiyi sileriz. 4. Mekan dürüst olmalı. Malzeme neyse o gibi görünmeli. Ahşap ahşap gibi, taş taş gibi. Taklit, mekanın hafızasını bozar. 5. Zamanı hesaba katarız. Bugün fotoğrafta güzel duran değil, on yıl sonra içinde iyi yaşlanılan evi hedefleriz. Modaya değil, kalıcılığa yatırım yaparız. 6. Her proje yere aittir. Ankara'nın ışığı, rüzgarı ve sokağı ile Ege...

Ankara’nın Taşına Bak Manifestosu…

​ Bismillah.  Ankara'nın taşına bak deyince türkü boşuna söylemiyor: "Ankara'nın taşına bak / Gözlerimin yaşına bak / Biz düşmanı esir ettik / Şu feleğin işine bak", hemen ardından "Ankara'nın taştır yolu / Her tarafı asker dolu" geliyor. Gözyaşı da var, yol da. Mimar gözüyle bakınca bu bir malzeme seçimi değil, bir şehir ahlakı.  Ankara Andezit Taşı, 27 Aralık 2021'de coğrafi işaretle tescillendi. Tersiyer-Kuvaterner volkanizmasının ürünü, kristal ve cam dokulu, homojen, solmayan, pastel karakterli bir taş. Rengi tek bir gri değil, pembe, gri ve kırmızı tonlarında akıyor. Basınca direnci 1200–1700 kg/cm², Mohs sertliği 4–6, yani hem sağlam hem işlenebilir. Kolay işlendiği için tarih boyunca burada yapı taşı olmuş, bugün de kaldırımda, cephede, mobilyada yaşamaya devam ediyor.  İşte bu yüzden manifesto taş gibi net olmalı: •  Hafıza önce gelir: Taş süs değil, tanık. Yeni bir bina yaparken önce o parsele düşmüş eski andeziti sor. Yıkma, dönüşt...

Karadeniz Evi Manifestosu

​ Karadeniz'de tasarım felsefemiz dediğinde, benim aklıma önce cümle değil, yokuş geliyor. Aybastı'dan Ordu sahiline inerken o dik yamaç, rüzgâr, sis — hepsi bir şart koşuyor. Bizim işimiz o şartla kavga etmek değil, onunla anlaşmak. Benim gibi  bu coğrafyada çizen biri için felsefe zaten taşta ve ahşapta yazılı: 1. Uyum, süs değil strüktür Doğu Karadeniz evi “doğayla, insanla ve çağlar boyu süren deneyimlerle kazanılmış bir ‘uyum’ mimarlığının ürünüdür. Bir bakıma çetin bir coğrafyanın ve inatçı Karadenizli’nin birbirleriyle sağladığı uyumun eseridir”. Bizde uyum, estetik tercih değil, hayatta kalma bilgisi.  2. Malzeme dürüstlüğü: taş altta, ahşap üstte Gelenek bunu taş dolgulu ahşap çatkı, kütük yığma ve ‘çakatura’ bağdadi sistemle çözmüş — Ordu'da, Giresun'da, Sürmene'de ustalar aynı dili konuşmuş. Taş, suya ve toprağa direnir; subasmanı yapar. Ahşap, nefes alır; üst katları hafifletir, yağmuru hızlı atar. Bugün betonarme yapsak da bu mantığı bozmamak ...