Ana içeriğe atla

Kayıtlar

YerelMimari etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

​Olgu Mimarlığı, İnançsız Mimari…

Doğru olan neden artık güzel değil? Son 20 yıldır mimarlıkta tuhaf bir şey oluyor. Binalarımız her zamankinden daha doğru. Yönetmeliğe uygun, simülasyonu tam, maliyeti hesaplı, deprem yönetmeliğini sağlıyor. Ama bir o kadar da ruhsuz. Buna iki isim koydum: Olgu Mimarlığı ve İnançsız Mimari. 1. Olgu Mimarlığı: Her şey doğru, bir şey eksik Olgu, felsefede fact demek. Ölçülebilen, raporlanabilen, kanıtlanabilen şey. Olgu mimarlığı şunu söyler: Emsal 1.80, çekme 5 metre, Hmax serbest. Güneş kırıcı gerekli, rüzgar koridoru böyle. m2 maliyeti şu, geri dönüşü bu. Hepsi doğru. İtirazım yok. Ama hepsi mimarlık değil. Bu, Auguste Comte'un olguculuğunun şantiye hali. Kanıt var, anlam yok. Data var, ritüel yok. 3 boyutlu görseli kusursuz, ama eşiği yok. Bizim Ankara'da buna yönetmelik mimarlığı diyoruz. Dosya tam, ruhsat tam, ama bina yok. Çünkü mimarlık, yönetmeliğin bıraktığı boşlukta değil, o boşluğa rağmen verdiğin kararda başlar. Olgu mimarlığının dili rapordur. Sunumda he...

Bir Toplumu Yok Etmek İstiyorsanız, Mimarlığı Değersizleştirin…

Bir toplumu yok etmenin en kısa yolu, ona ait olduğu yeri hatırlatan her şeyi susturmaktır. Ve bunu yapmanın en kestirme yolu bomba değildir; mimarlığı bir “süsleme” işine, mimarı da yalnızca imza atan bir teknisyene indirgemektir. Yıkımın İki Hızı Yıkımın hızlısını herkes tanır. Bir gecede silinen mahalleler, ateşe verilen köprüler, enkaza dönen çarşılar. Görünürdür, haber olur, tepki toplar. Ama asıl kalıcı olan, yavaş yıkımdır. Mimarlık ücretinin gereksiz bir masraf sayıldığı, imar kararlarının mekân kalitesi değil hız ve kâr üzerine kurulduğu, “herkes ev tasarlayabilir” denildiği an başlar. Her adım küçük bir taviz gibi görünür. Ama elli yıl sonra geriye kalan, birbirinin aynı, kimliksiz şehirlerdir — nerede olduğunuzu pencereden değil, tabeladan anladığınız yerler. Mostar: Bombanın Hedefi Taş Değildi 1993’te Hırvat topçusu, Mostar’daki tarihi köprüyü günlerce ateş altında tuttu. Köprünün şehrin savunmasında hiçbir stratejik değeri yoktu. Dört yüz yıldır iki yakayı, iki topluluğu b...

Mimarlık üzerine metaforlar…

​ Mimarlıkta metafor, bir fikri doğrudan inşa etmek yerine onu başka bir şeye benzeterek inşa etmektir. Düz bir duvar örmek yerine, o duvarın bir dağ, bir zarf, bir filtre olduğunu söylemektir. Ve insanlar dağı anladığı için duvarı anlar. İki yönü var, ben ikisini de kullanıyorum aslında: 1. Mimarlıkta metafor: Binayı başka bir şeye benzeterek tasarlamak. 2. Mimarlığı metafor olarak kullanmak: Hayatı mimarlıkla anlatmak. "Toplumun temeli sağlam olmalı", "ilişkimizin çatısı çöktü" dediğimizde yaptığımız gibi. Asıl mesele birincisi. Neden ihtiyaç duyarız? Çünkü mimarlık soyut. Strüktür, sirkülasyon, ışık gibi kavramları müşteriye, jüriye, hatta kendine anlatmanın en kısa yolu benzetme. İyi bir metafor üç işi aynı anda yapar: Anlam verir: Boş bir kütle olmaktan çıkar. Formu disipline eder: Her karar "bu benzetmeye hizmet ediyor mu?" diye test edilir. Hafızada kalır: İnsanlar binayı değil, hikayesini anlatır. 3 Büyük Damar Mimarlık tarihinde ...

​Bir Mimar Sizi Rezil de Eder, Vezir de…

Eskilerin bir sözü vardır: “Ya rezil eder ya vezir eder.” Ortası yoktur bu sözün; ya en tepeye çıkarır ya da adınızı lekeler. İlginçtir ki mimarlık kadar bu söze yakışan başka az meslek vardır. Çünkü bir mimarın çizdiği her çizgi, seçtiği her malzeme, açtığı ya da kapattığı her pencere; bir gün sizin hayatınızın parçası olacaktır. İyi bir tasarım o hayatı kolaylaştırır, kötüsü ise her sabah kapıdan girerken içinizi sıkar. Tarih Bunu Zaten Biliyordu Bu, yeni keşfedilmiş bir gerçek değil. Antik Mezopotamya’nın hukuk metinlerinde, inşa ettiği ev çöken ve ev sahibinin ölümüne yol açan bir yapı ustasının bundan hayatıyla sorumlu tutulacağı yazılıydı. Ağır bir hüküm gibi görünse de, aslında mesleğin binlerce yıl önce bile taşıdığı sorumluluğun ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. Öte yandan, aynı coğrafyanın çok daha yakın bir tarihinde Mimar Sinan, elli yıla yakın bir süre boyunca üç padişaha baş mimarbaşılık yaptı; yüzlerce yapıya imzasını attı ve bugün hâlâ İstanbul ile Edirne’nin silüetin...

​Mimarla Çalışmaya Başlamadan Önce Bilmeniz Gereken 5 Şey…

Yeni bir yapı ya da mekân tasarımı sürecine adım atmak heyecan vericidir. Ancak bu heyecanın sağlıklı bir işbirliğine dönüşmesi, sürecin başında doğru soruları sormaktan ve netlik sağlamaktan geçer. İşte bir mimarla çalışmaya başlamadan önce bilmeniz gereken beş temel konu. 1. Bütçenizi ve İhtiyaçlarınızı Netleştirin İlk görüşmeye gitmeden önce toplam bütçenizi (proje bedeli + uygulama maliyeti dahil) olabildiğince net belirleyin. Mimarınız, elindeki bütçeye göre gerçekçi ve uygulanabilir bir tasarım önerebilmek için bu bilgiye ihtiyaç duyar. Aynı şekilde metrekare, oda sayısı ve kullanım amacınızı yazılı hale getirmeniz, ilk toplantıyı çok daha verimli kılar. 2. Ücretlendirme Nasıl İşler? Mimarlık hizmet bedeli genellikle toplam inşaat maliyetinin belirli bir yüzdesi ya da metrekare başına sabit bir ücret üzerinden hesaplanır. Sözleşme imzalamadan önce avan proje, uygulama projesi, 3D görselleştirme ve şantiye takibi gibi hizmetlerden hangilerinin bu ücrete dahil olduğunu mutlaka netl...

​RK Architectural Design Studio - Manifesto

Biz mimarlığın süs olduğuna inanmıyoruz. Mimarlık, hayatın kendisini taşıyan altyapıdır. Sabah ışığının mutfağa nasıl düştüğü, bir kapının sessizce kapanışı, ayakkabının çıkarıldığı o küçük eşik. Hayat bu küçük ritüellerden ibarettir. Biz o ritüelleri yoğunlaştırmak için tasarlarız. 1. Normal olanı özel kılarız. Gösterişli olana değil, doğru olana çalışırız. Lüks malzeme değil, doğru malzeme. Büyük metrekare değil, doğru oran. 2. Işık bir malzemedir. Beton kadar, ahşap kadar gerçektir. Önce ışığı çizeriz, sonra duvarı. 3. Az, eksik demek değildir. Az, karar verilmiş demektir. Her çizginin bir nedeni olmalı. Nedeni olmayan çizgiyi sileriz. 4. Mekan dürüst olmalı. Malzeme neyse o gibi görünmeli. Ahşap ahşap gibi, taş taş gibi. Taklit, mekanın hafızasını bozar. 5. Zamanı hesaba katarız. Bugün fotoğrafta güzel duran değil, on yıl sonra içinde iyi yaşlanılan evi hedefleriz. Modaya değil, kalıcılığa yatırım yaparız. 6. Her proje yere aittir. Ankara'nın ışığı, rüzgarı ve sokağı ile Ege...

SAĞLIKLI YÜZME HAVUZU TASARIMI

​ YÜZME HAVUZUNDA BAKIR KULLANIMI - 3x9 HAVUZ DOZ REHBERİ Yazar: Mimar Rıza KILIÇ - RK Architectural Design Studio Tarih: Temmuz 2026 ÖZET  ---- Yüzme havuzunda bakır , en eski yosun önleme yöntemlerinden biridir. Bakır sülfat (göztaşı) ve bakır iyonizasyon sistemi olarak iki şekilde kullanılır. Bakır tek başına dezenfektan değildir, klor ihtiyacını düşüren yardımcı bir yosun önleyicidir. Profesyonel hedef aralık: 0.2 - 0.4 ppm Leke ve saç yeşillenmesini önlemek için üst sınır: 0.5 - 1.0 ppm üzerine çıkılmaması önerilir. 1. BAKIR NEDEN KULLANILIR? -------------------------- Bakır sülfat, yüzme havuzlarında yosun sökücü olarak kullanılır. Çok düşük bakır konsantrasyonları ile alg türleri kontrol edilebilir. Bu özellik klor kokusunu azaltmak isteyen villa ve butik otel havuzlarında avantaj sağlar. 2. İKİ YÖNTEMİN KARŞILAŞTIRMASI ------------------------------- a) Bakır Sülfat - Göztaşı (CuSO4·5H2O) Toz halinde satılır, ekonomiktir fakat elle dozlandığı için kontrolü zordur. Fazla doz...

Karadeniz Evi Manifestosu

​ Karadeniz'de tasarım felsefemiz dediğinde, benim aklıma önce cümle değil, yokuş geliyor. Aybastı'dan Ordu sahiline inerken o dik yamaç, rüzgâr, sis — hepsi bir şart koşuyor. Bizim işimiz o şartla kavga etmek değil, onunla anlaşmak. Benim gibi  bu coğrafyada çizen biri için felsefe zaten taşta ve ahşapta yazılı: 1. Uyum, süs değil strüktür Doğu Karadeniz evi “doğayla, insanla ve çağlar boyu süren deneyimlerle kazanılmış bir ‘uyum’ mimarlığının ürünüdür. Bir bakıma çetin bir coğrafyanın ve inatçı Karadenizli’nin birbirleriyle sağladığı uyumun eseridir”. Bizde uyum, estetik tercih değil, hayatta kalma bilgisi.  2. Malzeme dürüstlüğü: taş altta, ahşap üstte Gelenek bunu taş dolgulu ahşap çatkı, kütük yığma ve ‘çakatura’ bağdadi sistemle çözmüş — Ordu'da, Giresun'da, Sürmene'de ustalar aynı dili konuşmuş. Taş, suya ve toprağa direnir; subasmanı yapar. Ahşap, nefes alır; üst katları hafifletir, yağmuru hızlı atar. Bugün betonarme yapsak da bu mantığı bozmamak ...