Mimarlıkta metafor, bir fikri doğrudan inşa etmek yerine onu başka bir şeye benzeterek inşa etmektir. Düz bir duvar örmek yerine, o duvarın bir dağ, bir zarf, bir filtre olduğunu söylemektir. Ve insanlar dağı anladığı için duvarı anlar. İki yönü var, ben ikisini de kullanıyorum aslında: 1. Mimarlıkta metafor: Binayı başka bir şeye benzeterek tasarlamak. 2. Mimarlığı metafor olarak kullanmak: Hayatı mimarlıkla anlatmak. "Toplumun temeli sağlam olmalı", "ilişkimizin çatısı çöktü" dediğimizde yaptığımız gibi. Asıl mesele birincisi. Neden ihtiyaç duyarız? Çünkü mimarlık soyut. Strüktür, sirkülasyon, ışık gibi kavramları müşteriye, jüriye, hatta kendine anlatmanın en kısa yolu benzetme. İyi bir metafor üç işi aynı anda yapar: Anlam verir: Boş bir kütle olmaktan çıkar. Formu disipline eder: Her karar "bu benzetmeye hizmet ediyor mu?" diye test edilir. Hafızada kalır: İnsanlar binayı değil, hikayesini anlatır. 3 Büyük Damar Mimarlık tarihinde ...
Hayalgücümün Sınırları, Cömertliğinizdir…