Doğru olan neden artık güzel değil? Son 20 yıldır mimarlıkta tuhaf bir şey oluyor. Binalarımız her zamankinden daha doğru. Yönetmeliğe uygun, simülasyonu tam, maliyeti hesaplı, deprem yönetmeliğini sağlıyor. Ama bir o kadar da ruhsuz. Buna iki isim koydum: Olgu Mimarlığı ve İnançsız Mimari. 1. Olgu Mimarlığı: Her şey doğru, bir şey eksik Olgu, felsefede fact demek. Ölçülebilen, raporlanabilen, kanıtlanabilen şey. Olgu mimarlığı şunu söyler: Emsal 1.80, çekme 5 metre, Hmax serbest. Güneş kırıcı gerekli, rüzgar koridoru böyle. m2 maliyeti şu, geri dönüşü bu. Hepsi doğru. İtirazım yok. Ama hepsi mimarlık değil. Bu, Auguste Comte'un olguculuğunun şantiye hali. Kanıt var, anlam yok. Data var, ritüel yok. 3 boyutlu görseli kusursuz, ama eşiği yok. Bizim Ankara'da buna yönetmelik mimarlığı diyoruz. Dosya tam, ruhsat tam, ama bina yok. Çünkü mimarlık, yönetmeliğin bıraktığı boşlukta değil, o boşluğa rağmen verdiğin kararda başlar. Olgu mimarlığının dili rapordur. Sunumda he...
Hayalgücümün Sınırları, Cömertliğinizdir…