İnsan yoksa mekan yoktur, sadece boşluk vardır.
Mimarlıkta en temel ayrım budur. Boşluk geometriktir, metrekare ile ölçülür. Mekan ise o boşluğun insan tarafından algılanıp, anlamlandırılıp, sahiplenildiği andır.
İnsan bağlamında mekanı üç kelime kurar: Beden + Eylem + Anlam
Mekan nasıl oluşur?
Boş bir odayı düşün. Dört duvarı var, yüksekliği var. Ne zaman mekan olur? İçine bir sandalye koyup oturduğunda, bir pencere açıp ışığı içeri aldığında, bir çocuk orada oynamaya başladığında. Yani mekan, insanın oraya bir iz bırakmasıyla başlar.
Bu yüzden felsefede Heidegger "İnsan mekanda değildir, insan mekanı kurarak var olur" der. Biz mekanları şekillendiririz, sonra mekanlar bizi şekillendirir.
İnsan mekanı 5 katmanda kurar
İyi bir mekan tasarımında bu katmanların hepsi aynı anda çalışmalı:
• Bedensel katman: Mekan önce bedene cevap verir. Kapı yüksekliği, merdiven adımı, masanın ışığa mesafesi, tavanın alçaklığıyla gelen sıkışma hissi. Pallasmaa'nın dediği gibi mekanı sadece gözle değil, derimizle, kulağımızla, kaslarımızla okuruz.
• Algısal katman: Işık, malzeme, ses, koku, ısı. Aynı 20 metrekare, beton ve soğuk beyaz ışıkla hapishane, ahşap ve sıcak ışıkla yuva olur. İnsan mekanı hatıralarıyla değil, duyularıyla önce kaydeder.
• Eylemsel katman: Mekan neye izin veriyor? Lefebvre buna çok net ayırır. Tasarlanan mekan vardır, bir de yaşanan mekan vardır. Koridor sadece geçmek için mi, yoksa iki komşunun durup sohbet etmesi için mi? Mutfağın tezgahı sadece yemek yapılan yer mi, evin kalbi mi?
• Sosyal ve kültürel katman: Her toplumun mekan kodu farklıdır. Bizde eşik, avlu, sedir, mahremiyet bir mekan kurgusudur. Mekan, kültürün yere yazılmış halidir. Turgut Cansever'in evleri bu yüzden sadece bina değil, bir yaşama biçimidir.
• Zamansal ve psikolojik katman: Mekan hafızadır. Güvenlik hissi verir mi? Aidiyet kurdurur mu? İnsan kendini orada güvende, yetkin ve ait hissediyorsa orası mekan olmuştur. Yoksa en lüks otel lobisi bile size ait değildir, sadece içinden geçersiniz.
O zaman iyi mekan nedir?
İnsan bağlamında iyi mekan, insana bir şey yaptırmayan, bir şey hissettiren mekandır.
Soru şudur: Bu mekan insana ne anlatıyor?
Dar bir sokak, hızlandırır seni. Alçak ve geniş bir saçak, durdurur, bekletir, gölgesine davet eder. Yüksek tavanlı boş bir hol, küçültür. İnsanı merkeze alan bir mekan ise tam tersini yapar, insanı büyütür.
Mimar olarak bakarsak, bizim işimiz metrekare dağıtmak değil, deneyim kurgulamaktır. Ölçülebilir olanı, ölçülemeyen bir duyguya dönüştürmek.
Sen bunu daha kuramsal bir yerden mi soruyorsun, yoksa şu an üzerinde çalıştığın bir konut ya da kamusal mekan projesi üzerinden mi tartışalım?
Yorumlar
Yorum Gönder
Fikirleriniz Bizim İçin Kıymetli Teşekkür Ederiz.